Bağışıklık Sistemi
Bağışıklık Sistemi Nedir?
Bağışıklık sistemi, vücudu hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı koruyan bir ağdır. Vücudun antijen adı verilen yabancı maddeleri (virüs, bakteri, mantar, parazit, toksinler ve kanser hücreleri gibi) tanıma, onlara saldırma ve yok etme yeteneğini sağlar.
Vücudumuzun hastalıklarla mücadele ederek sağlıklı kalmasını sağlayan bağışıklık sistemi, doğal bağışık sistemi ve kazanılmış bağışıklık sistemi olarak iki yolla çalışmaktadır. Hafızası olan, kendinden olanı tanıma özelliği taşıyan kazanılmış bağışıklık sistemi lenfositler aracılığıyla çalışır. Doğal bağışıklık sistemi ise çeşitli patojen molekülleri tanıyan ve bunlara göre aktivite olan yapıdır.
Vücudumuzun hastalıklarla mücadele ederek sağlıklı kalmasını sağlayan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ile ilgili her gün yeni bir öneri duyuyoruz. Peki bu tavsiyelerin bilimsel bir gerçekliği var mı? Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yolu nelerden geçiyor? Mucize şeklinde sunulan ürünler ve gıdalar gerçekten bizi iyileştiriyor mu?
Bağışıklık sistemin sağlıklı çalışması için verilen beslenme önerileri, gıda takviyeleri ve çeşitli ürünler sık sık karşımıza çıkmaktadır. Kanserden, organ nakline, alerjiden, romatizmal hastalıklar olarak bilinen otoimmün rahatsızlıklara kadar geniş bir çalışma alanı olan, sağlıklı bir yaşamın şifresini barındıran bu mekanizmanın doğru çalışması için bazı önemli noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir.
Bağışıklık Sisteminin Önemi Nedir?
Vücudumuzda, öğrenebilme, düşünebilme ve hafızada saklama kapasitesinde iki sistem bulunmaktadır. Bunlardan biri beyin, diğeri de bağışıklık sistemidir. Bağışıklık sistemi, genetik olarak var olan, atalarımızdan aktarılan bilgilerimizi kullanıp, bir mikroba karşı bu bilgiyi işleyip, daha sonra sadece mikrobun olduğu bölgeye odaklanarak savaşan, yok edinceye kadar yılmadan uğraşan ve bu deneyimini unutmayıp saklayan, her yeni durum için bu tecrübeyi de kullanarak yeni bir yanıt üretebilen bir sistemdir.
Geçmişten gelen bilginin saklanmış hali olarak, bir takım refleks yanıtlarımız vardır. Bağışıklık sistemi de beyin gibi bu bilgiyi var olan durum karşısında değerlendirip, sentezleyerek mikroba, kansere ya da hastalığa özel yanıtlar üretir. Bu, beyin ve bağışıklık sistemi dışında hiçbir sistemde, hiçbir organda olmayan bir özelliktir.
Bağışıklık sisteminin görevi, bireyin özünü korumaktır. Bu nedenle öncelikle kendini bilmekte ve öze zarar vermemektedir. Bu bağlamda, bağışıklık sisteminin, en az düşmanla savaşmak için gereken emek kadar kendini bilmek için de emek harcadığı söylenebilir. Bu arada her mikrobu da önemsememektedir. Örneğin, vücudumuzun içinde bağışıklık sistemi hücrelerimizin toplam sayısının en az 30, kimi çalışmalara göre ise 100 katı mikrop yaşamaktadır. Ama onlara cevap verilmemekte hatta onlar ile karşılıklı kazançlı olarak denge içinde birlikte yaşanmaktadır.
Tıpkı beyin gibi bağışıklık sistemimiz de öğrenme yetisine sahiptir. Bu öğrendiklerinin bir kısmını bir deneyim olarak hafızasında saklar ve gerektiği zaman hatırlayarak kullanır. Yani sosyal bir varlık olan insanın kişisel deneyimlerini saklaması gibi, bağışıklık sistemi de kendi geçirdiği deneyimlerin bilgilerini saklar. Örneğin bağışıklık sisteminin hafıza özelliği, aşılarda kullanılmaktadır. Ama sadece aşılarla da değil; bağışıklık sisteminin daha hücresel, daha moleküler hafıza mekanizmaları da bulunmaktadır. Yani çok boyutlu düşünme ve saklama kapasitesine sahip olduğu söylenebilmektedir. Bu da beyinle benzer olan bir diğer özelliğidir.
Tolerans ise hem kendine hem de bazı yabancılara hoşgörü anlamına gelmektedir. Örnek olarak kendi ailesindeki bireyler ne yaparlarsa yapsınlar kişinin bir parçasıdırlar ve onların birçok özelliği, davranışı makul sınırlara kadar hoş görülür. Bağışıklık sistemi de benzer şekilde kendisine ait olana yani öze karşı hoşgörülüdür. Bunun şöyle bir faydası vardır: Öze karşı hoşgörülü olması, sistemin kendi varlığını sürdürmesi anlamına gelmektedir.
Aslında immünoloji, benlik bilimidir. O ‘ben’ bilgisi, kendimize ait hücrelerimize, içimizdeki herhangi bir organa savaşmamızı, kendimize zarar vermememizi sağlamaktadır. Bu sistemin amacı, zararlı yabancıya karşı savaşarak, kendini korumaktır. Bu savaşı verirken de kendine karşı tamamen zararsız veya en az zararla savaşı sonlandırmak üzere programlanmıştır.
Bağışıklık Sisteminin Zayıflamasına Neden Olan Etmenler Nelerdir?
Bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olan doğuştan gelen kronik hastalıklar ve enfeksiyon gibi değiştirilemeyen etkenlerin yanında yaşam şekli ve beslenme alışkanlıklarında yapılan hatalar da etkili olmaktadır. Bağışıklık sistemi zayıflamasının en yaygın nedeni yetersiz ve dengesiz beslenmedir. Karbonhidrattan zengin beslenme, antikorların yapıtaşı olan proteinden düşük beslenme, aşırı kilo ve aşırı zayıflık bağışıklığı baskılayıcı etmenlerdir.
A,B, C, E, D vitaminleri, selenyum, demir, çinko ve karotenler bağışıklık sisteminin karmaşık reaksiyonlarını katalize eder. Bunlardan herhangi birinin eksikliği vücudumuzu dış etmenlere karşı saldırıya açık hale getirmektedir. Alkol kullanımı, sigara kullanımı, radyasyon maruziyeti, probiyotik eksikliği, kalitesiz uyku, iyi dinlememek, stres yükü fazlalığı, sık antibiyotik kullanımı da bağışıklık sistemimizin zayıflamasında rol oynayan başlıca sebepler arasındadır.
Birçok eksiklik ve rahatsızlık bağışıklık sistemine zarar verebilir veya bozabilir. Bazı kullanılan ilaçlar da vücudunuzun enfeksiyonla savaşmasını zorlaştırır. Bazı sağlık koşulları, bağışıklık sisteminizin sağlıklı hücrelere saldırmasına veya bağışıklık sisteminizin sizi zararlı mikroplardan korumasını zorlaştırmasına yol açar.
- Alerjiler : Vücut zararsız bir maddeye (gıda veya polen gibi) aşırı tepki verdiğinde, bağışıklık sistemi bir tepki başlatır. Vücudunuz, alerji semptomlarına neden olan histaminleri serbest bırakarak alerji tetikleyicileriyle savaşır. Alerjik reaksiyon hafif (hapşırma veya burun tıkanıklığı) ile şiddetli (solunum problemleri ve ölüm) arasında değişebilir. Antihistamin ilaçlar semptomları yatıştırmaya yardımcı olur.
- Otoimmün bozukluklar: Bu bozukluklar, bağışıklık sistemi yanlışlıkla kendi sağlıklı hücrelerine saldırdığında ortaya çıkar. Lupus , diyabet , Hashimoto hastalığı ve romatoid artrit , yaygın otoimmün hastalıkların örnekleridir.
- Birincil immün yetmezlik bozuklukları: Bu bozukluklar kalıtsaldır (aile içinde geçer). Bağışıklık sisteminin olması gerektiği gibi çalışmasını engelleyen 100’den fazla birincil immün yetmezlik hastalığı (PIDD) vardır.
- Enfeksiyonlar: HIV ve mononükleoz (mono), bağışıklık sistemini zayıflatan iyi bilinen enfeksiyonlardır. Ciddi hastalıklara yol açar.
- Kanser: Lösemi , lenfoma ve miyelom gibi belirli kanser türleri , bağışıklık sistemini doğrudan etkiler.
- Sepsis: Sepsis , vücudunuzun bağışıklık sisteminin bir enfeksiyona karşı ezici bir tepkisidir. Vücudunuzun enfeksiyona tepkisi, yaygın iltihaplanmayı tetikler ve organ hasarı, organ yetmezliği ve ölümle sonuçlanabilecek olayların aşağı doğru inmesine neden olur.
- İlaçlar: Kortikosteroid gibi bazı ilaçlar bağışıklık sistemini zayıflatabilir. Organ naklinden sonra kişiler bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanır zira bu tür ilaçlar başarısız bir transplantasyonu (red) önlemeye yardımcı olur. Ancak söz konusu ilaçlar enfeksiyon ve hastalık riskini de artırır.