Kronik Hastalıklara Bütüncül Yaklaşım
SAĞLIĞIMIZA NEDEN BÜTÜNCÜL BAKMALIYIZ?
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de KRONİK HASTALIKLAR TSUNAMİ gibi artış gösteriyor. Bu artışın nedenleri arasında ortalama yaşam süresinin uzaması, KRONİK TOKSİSİTE, ENDÜSTRİYEL BESLENME, KRONİK STRESİN HAYATIMIZIN BİR PARÇASI OLMASI, BAĞIRSAK MİKROBİYOTA, KARACİĞER YAĞLANMASI/YORGUNLUĞU sorunlarının yaygınlaşması, başta D VİTAMİNİ olmak üzere önemli MİKROBESİN eksikliklerinin yaygınlaşması ve modern tıbbın kronik hastalıklara etkili bir çözüm sunamaması önemli bir yer tutuyor.
Hastalıklar uzun bir süreç sonunda ve pek çok faktörün etkisiyle oluşmakta, ama bir tanı olarak isimlendirilmeleri genellikle daha kısa bir süre almaktadır. Dolayısıyla hastalıklar aslında bir öykü olup, tanı olarak adlandırılmaları ise öykünün son paragrafı veya sayfası gibidirler. O halde bir hastalığı iyi anlamak, analiz etmek ve tabii ki tedavi etmek için hastaya sistemik/bütüncül bakmayı ve hastalığın oluşum yolculuğunu hem hekimin hem hastanın kavramasını gerektirir, kalıcı ve etkin bir tedavi için bu durum zorunludur.
Hastalıklar salt ilaçlarla düzelmeyecek kadar karmaşık bir öykü ve etyopatogeneze sahiptirler. Kalıcı ve memnun edici bir şifa ve tedavi için bu öykünün ve hastalığın kök sebeplerinin aydınlatılması, hastalığın oluşumunda ki rollerinin açığa çıkartılması ve buna uygun tedavi için yol haritasının belirlenmesi gerekir. Yoğun emek ve bilgi gerektiren bu şifa hali bütüncül tıp yaklaşımı ile mümkündür.
Bütüncül tedavi yaklaşımı vücudun altyapısını düzeltir, sadece organ fonksiyonlarını düzeltmekle uğraşmaz, hastalıkların kök sebeplerine inerek tüm vücudu bir bütün olarak ele alır, kronik ENFLAMASYON (İLTİHAP) ve oksidatif stresi makul seviyeye getirerek vücudu sistemik yani bir bütün olarak iyileştirir, vücudun iç dengesini( homeostaz) sağlar, var olan hastalıkların gerilemesini, gelecekte yaşam rotamızda yer alacak muhtemel hastalıkların ise olasılığını düşürür veya oluşmasını engeller, yani hem şu anki rahatsızları çözümler hem de sağlıklı bir geleceğin zeminini oluşturur.
TİROİT HASTALIKLARI, DİYABET, DAMAR SERTLİĞİ (ATEROSKLEROZ), HİPERTANSİYON, OBEZİTE, ALERJİK HASTALIKLAR, İNSÜLİN DİRENCİ ,OTOİMMÜN HASTALIKLAR, CİLT RAHATSIZLIKLARI, BAĞIRSAK SORUNLARI, KRONİK YORGUNLUK , İŞİTME KAYBI, NÖROLOJİK HASTALIKLAR, KRONİK AĞRILAR, ROMATİZMAL SORUNLAR, ÇARPINTI, NEFES DARLIĞI,BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ gibi pek çok “farklı sistem “ sorunları ortak zeminin düzeltilmesi ve her rahatsızlığa özgü tıbbi dokunuşlarla şifa ile sonuçlanabilmektedir.
Tedavi sürecinde hastanın tanısı hangi alt sisteme ait olursa olsun (yani hormonal-bağışıklık sistemi -metabolik-kalp damar-solunum-romatizmal vs.) hemen hemen tüm hastaların zihinsel dönüşümü, ben kimliği ile diğer kimlikler arası dengenin sağlanması, özdeğer duygusunun güçlendirilmesi, kronik strese yol açan zemin ve duyguların farkındalığı, detoks sistemlerinin aktifleştirilmesi (FAZ 1-FAZ-2 VE FAZ-3 DETOKS), yaşam tarzı değişiklikleri, beslenme, uygun vitamin mineral desteği ve başta ozon terapi olmak üzere onarıcı yenileyici tedavi metotlarıyla desteklenmesi önemlidir.